Anadolu'nun Mezopotamya'ya açılan önemli kapılarından olan Mardin, güneyde Suriye ile komşumuz olması sonucu oldukça stratejik bir önem taşır. İlk dönemlere ait inanç sentezinin en yoğun olduğu noktaların başında gelen Mardin, yüzyıllar boyunca dünya üzerindeki pek çok koloni topluluğuna ve imparatorluklara kapılarını açması ile önemli bir role sahiptir. Eski dönem eserleri ile oldukça albenili bir atmosfere sahip olan şehir, bugün çeşitli uygarlıkların farklı dönemlerdeki yaşam biçimlerini gözler önüne sermekle beraber inanç tutumlarını da açıkça gösterir.

Süryanilerin Din Merkezi Deyrulzafaran Manastırı 1 300x225 Süryanilerin Din Merkezi Deyrulzafaran ManastırıŞehir bugün mistik ve mitolojik olayların, tarihin içine geçtiği önemli bir simgesel pozisyon taşır. Özellikle bunların daha da bilinir hale gelmesi sonucu şehrin günümüzde yerli ve yabancı turist karşılayan gözde destinasyonlar arasında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Çeşitli kültürlerin, dinlerin ve farklı dilleri kullanan insanların bir arada yaşadığı şehir, ülkemizin adeta kozmopolit bir yüzünü temsil eder. Bu özelliği şehir yaşantısında olduğu kadar mimari eserlerine de fazlasıyla yansımış durumdadır. Gerek şehir merkezi, gerekse ilçeleri farklı çağların bir arada taşıdığı en güzel eserler ile çevrilidir.

Kent özellikle bugün dünya genelinde oldukça farklı bir anlam taşır. Çeşitli dinlerin ilk çıkış noktalarını simgeleyen eserleri ile bir hayli dikkat çekmeyi başaran Mardin, medeniyetlerin ve kültürlerin bir nevi ortak paylaşımdır.

Şehir merkezine 5 kilometre uzaklıkta olan Deyrulzafaran Manastırı, yüzyıllar boyunca Süryani topluluğunun en özel din merkezi olarak günümüze kadar ulaştı. Bugün hala bu topluluğun dünya üzerindeki en özel din merkezi ve okulu olarak tanınan yapı, yapıldığı dönemden beri Mardin için özel bir anlam taşır. 52 Süryani patriğinin mezarının bulunduğu yapı, aynı zamanda pek çok Süryani patriğinin heykeli ile de göz alıcıdır. Bu uygarlık tarafından ilk zamanlarında güneş tapınağı olarak inşa edilen ve içinde safran çiçeklerinin açtığı mimarinin yapım aşamasında da safran çiçeklerinden yararlanıldığı bilinir.

Romalılar tarafından etrafına Kubbeli Kilise, Meryem Ana Kilisesi ve Azizler Evinin de yapılması ile daha da genişleyen manastır, bundan sonraki dönemlerde tanınır bir sima takındı. Muhteşem bir avluya ev sahipliği yapan Deyrulzafaran Manastırı toplamda üç kattan oluşur.