TatilCity.NETTatilCity.NET

Çanakkale Gezi Rehberi

Çanakkale Gezi Rehberi

Çanakkale Gezi Rehberi

Türkiye’nin kuzeybatısında yer alan Çanakkale ilinin toprakları büyük oranda Marmara Bölgesi sınırları içinde kalır. Çanakkale Boğazı ile ikiye bölünmüş olan şehir; 9 bin 887 kilometrekarelik alanı kaplayan, toprakları hem Asya hem de Avrupa kıtalarında bulunan bir il konumunda bulunur. Bir yandan Anadolu yarımadasının en batı noktası Baba Burnu, diğer yandan da Türkiye’nin en batısında bulunan Gökçeada’daki İncirburnu Çanakkale sınırları içinde kalır. Ege Denizi’ndeki Türkiye’nin en büyük adaları Gökçeada ve Bozcaada da bu ilin sınırları içindedir. Çanakkale’de merkez ilçeyle beraber toplam 12 ilçe, 22 belde ve 565 köy bulunur.

Ayvacık

Çanakkale’nin bu ilçesi, 83 kilometrelik kıyı şeridiyle ildeki en uzun sahile sahiptir. İlçenin yüzölçümü 874 kilometrekaredir ve yüzde 50’den fazlası ormanla kaplıdır. Denizden yüksekliği ortalama 270 metre olan Ayvacık’ın ovaları ise Tuzla Kösedere ve Babakale’dir. Dağları denize paralel uzanan Çanakkale’de sahil boyunca eşsiz manzaraya sahip çok sayıda koy bulunurken, Ayvacık da bu güzel koylara sahip ilçelerden biridir. Bu koylar, özellikle son dönemlerde turizm açısından büyük ilgi çekmektedir. İklim açısından Ayvacık; Edremit Körfezi’ne bakan güney kıyısında Akdeniz ikliminin özelliklerini taşırken, daha iç kısımlarda ise Marmara ikliminin etkisine sahiptir. Ayvacık; yabancı ve yerli turistlerin daima yoğun ilgi gösterdiği Assos antik kenti ile Gülpınar Apollon kutsal alanını sınırları içinde barındırır. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk dönem mimari yapılarına sahip olan Tuzla, Babakale köyleri ile Asya kıtasının en uç noktasında yer alan Baba Burnu, Ayvacık’ı diğer ilçelerden ayıran özelliklerin başında gelir. Öte yandan son on yıl içinde büyükşehirlerden bunalan insanların gelip yerleşmeyi tercih ettikleri Behramkale, Yeşilyurt ve Adatepe gibi köyler büyük ilgi toplamaktadır. İlçede turizmin özel bir yeri olsa da zeytincilik, halı dokumacılığı ve hayvancılık da bölge halkının temel gelir kaynaklarındandır. Ayvacık, Anadolu’nun en renkli ve zengin kültürlerini bünyesinde barındırır.

Bayramiç

Zeytin, elma, armut, şeftali ve badem gibi meyvelerle ünlü olan Bayramiç ilçesi, Çanakkale ilinin güneyinde bulunur ve yüzde 60’ı ormanlarla kaplıdır. Yaz aylarında sıcak ve kurak olan bu ilçede, kış ayları Akdeniz ikliminden biraz farklılık gösterir ve bölgenin geneline göre daha soğuk ve yağışlıdır. Mitolojideki yeriyle diğer pek çok ilçeden ayrılan Bayramiç’te insan yerleşimi antik çağlara kadar gider. Burası 1308 yılında Karesi Beyliği’ne bağlı iken, 1356’da Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenlik sınırları içine girmiştir. İlçenin adı, “bayram yeri” anlamına gelen “Bayram İçi”nden zaman içinde dönüşerek Bayramiç halini almıştır.

Biga

Ünlü yarımadaya da ismini veren Biga ilçesi, antik çağda ‘Troas’ bölgesi adıyla anılıyordu. İlçe sınırları içinde bulunan Kocabaş Çayı, Kazdağı’nın sularından beslenerek Biga’nın topraklarına bereket katar. Manda yetiştiriciliğiyle bilinen ilçenin bir diğer özelliği ise ünü sınırları aşan peynir tatlısıdır. Ayrıca köftesi ve eti ile meşhur olan Biga, turizm açısından da ilgi gören ilçeler arasında yer alır. Kocabaş Çayı ile ikiye bölünen ilçeyi birbirine bağlayan iki büyük köprüsü ve irili ufaklı 10’a yakın köprüsü vardır. Biga ilçe merkezinin denizle bağlantısı yoktur. Söylentilere göre Biga ismi, “su kaynağı” anlamına gelen Pegia veya Pigas kelimelerinden gelir. Yine rivayetlere göre, daha önceleri Karabiga'da bulunan ilçe, yaşanan büyük bir yangın sonrası bugünkü yerine taşınmıştır. Biga’da insan yerleşiminin Milattan Önce 6’ncı yüzyıla kadar uzandığına dair kanıtlar bulunmuştur. Gümüşçay (Dimetoka) beldesindeki Biga Lahdi, Dede Tepe Tümülüsü’nde çıkarılan mezar odası ve yörede yapılan çeşitli araştırmalar ilçenin tarihi hakkında önemli ipuçları verir. Büyük İskender ile Pers Kralı III. Darius arasında Milattan Önce 334 yılında yaşanan savaş, Karabiga (Priapos) yakınlarında olmuştur. Sultan I. Murat döneminde Osmanlı İmparatorluğu topraklarına dahil edilen Biga, Cumhuriyet döneminde Çanakkale’nin ilçesi yapılmıştır.

Bozcaada

İlin iki ada ilçesinden biri olan Bozcaada’nın hiç köyü yoktur. Yaklaşık 42 kilometrekarelik yüz ölçümüne sahip olan ilçenin en yüksek noktası 192 metre rakıma sahip Göztepe’dir. Akdeniz ikliminin özelliklerini taşıyan ilçe, Çanakkale Boğazı’nın çıkışında yer aldığı için kuzey rüzgarlarından oldukça etkilenir. 12 adet burna sahip olan Bozcaada, bu burunlar arasında yer alan 11 koya sahiptir. Adaya deniz yoluyla yaklaşıldığında limanı ve kalesiyle harika bir manzara sunar. Osmanlı İmparatorluğu döneminde sürgün yeri olarak kullanılan adada, bağcılığın tarihi çok eskilere dayanır. Bunu, antik çağdan gelen Tenedos sikkelerindeki üzüm salkımlarından anlamak pekala mümkündür. Bozcaada’nın eski ismi, mitolojik bir öyküye dayanan Tenedos’tur. Fatih Sultan Mehmet döneminde, 1455-56 yıllarında imparatorluk topraklarına katılan ada, 1912’de Balkan Savaşı yenilgisinden sonra Yunanistan’ın kontrolüne girmişti. Lozan anlaşmasıyla birlikte Bozcaada, 20 Eylül 1923 tarihinde Türkiye’ye geçmiştir.

Çan

Bir adet beldenin yanı sıra 67 adet köye sahip olan Çan ilçesi; Karakoca, Bahadırlı ve Helvacı olmak üzere üç tane önemli ovayı da bünyesinde barındırır. Çan’daki tek akarsuyu, 90 kilometre uzunluğundaki Kocabaş Çayı’dır. İlçenin bugünkü yerinde, eski kaynaklarda Gergithes ismi dikkat çekerken, yaklaşık 20 yıl önce bulunan Çan Lahdi, ilçedeki insan yerleşiminin Milattan Önce 4’üncü yüzyıla kadar uzandığını ortaya koymuştur. Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılması 14’üncü yüzyılda gerçekleşen Çan, 1945 yılında Çanakkale’nin Biga ilçesinden ayrılarak, ilçe haline getirilmiştir.

Eceabat

Avrupa kıtasında yer alan Eceabat ilçesinin 490 kilometrekare yüzölçümü ve 12 adet köyü vardır. Ece ve Anafartalar ovalarına sahip olan ilçede iklim; kış aylarında yağışlı, yaz aylarında sıcak ve kurak olarak yaşanır. Tuğla ocaklarının oldukça fazla olduğu ilçe, uzunca bir dönem bölgenin tuğla ihtiyacını karşılarken, Çanakkale seramikleri üretiminde de önemli bir yere sahiptir. Feribotla Çanakkale’den ilçeye giderken, bir yandan harika bir manzara sunan Eceabat, diğer yandan da “Dur Yolcu” yazısıyla önemli bir tarihsel döneme gönderme yapar. İlçedeki insan yerleşiminin Milattan Önce 3000 yılına, Tunç Çağı’na kadar uzandığına dair önemli kanıtlar, son 10 yıl içinde ortaya çıkarılmıştır.

Ezine

Menderes Çayı tarafından sulanan ovalık bölgede bulunan Ezine, turizm açısından son yıllarda ilgi gören ilçelerden biri olmuştur. Sıcak ve kurak yaz aylarına sahip olan ilçede, ılık ve yağışlı kış ayları yaşanır. Yaklaşık 37 kilometrelik kıyı şeridi bulunan ilçe, Geyikli beldesi ile birlikte 50 köye sahiptir. İnsan yerleşimi Neandria ve Arkaik dönemlere dayanan Ezine’de, Danişmendoğulları’nın izleri dikkat çeker. O dönem, bölgede toplu halde Cuma namazı kılınması için Ulu Cami inşa edilmiştir. Bu caminin asıl adının Cuma Camii olması, “Cuma” kelimesinin Farsça karşılığının da “Azine” olmasından dolayı ilçeye “Ezine” adı verildiği söylenir. 1361 yılında Ermiş Dursun Bey’in, Karesi Beyliği’nin yönetimine son vermesinin ardından Ezine, Osmanlı topraklarına dahil edilmiştir. İlk başlarda Biga Sancağı’na bağlı olan ilçe, 1886 yılında ilçe yapılmıştır. Zeytin üretiminin yoğun olduğu ilçe, ayrıca Ezine peyniriyle ününü tüm Türkiye’ye yaymıştır. Bozcaada ile deniz ulaşımı, bu ilçedeki limandan gerçekleştirilmektedir.

Gelibolu

Boğazın başladığı yerde bulunan Gelibolu’nun, Saroz Körfezi kıyıları oldukça temiz kumsallardan meydana gelir. Korudağı’ndan doğan Kavak Çayı, bölgeye hayat veren tek su kaynağıdır. İlçeye ve yarımadaya adını veren antik kentle ilgili kesin bilgiler henüz ortaya çıkarılamamıştır. Ancak bugünkü ilçe toprakları üzerinde kurulmuş olan Gallipolis’e işaret eden önemli veriler vardır. Gallipolis adı, Gazi Süleyman Paşa’nın 1354’te burayı ele geçirmesinin ardından “Gelibolu” şeklinde söylenmeye başlamıştır. Antik çağda ‘Khersonesos’ diye bilinen yarımadanın ismi de, süreç içinde Gelibolu Yarımadası halini almıştır. Avrupa’ya geçişte bir köprü olan Gelibolu, Osmanlı döneminde önemli bir deniz üssü olmuştur ve buraya bir tersane yapılmıştır. Bu tersaneyle birlikte Gelibolu, Osmanlı’nın Akdeniz’e açılan kapısı haline gelmiştir. Gelibolu 1923’te il iken, 1926’da Çanakkale’nin ilçesi yapılmıştır. I. Dünya Savaşı’nın en kanlı cephesi olan Çanakkale Savaşları, bu ilçenin çok yakınında yaşanmıştır. Konserve fabrikalarının bulunduğu ilçedeki üretim, Avrupa’ya kadar tanınmıştır.

Gökçeada

Önceki ismi İmbros (İmroz) olan ilçeye, 1970 yılında Gökçeada ismi verilmiştir. Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada’nın sahil şeridinin uzunluğu 95 kilometre civarındadır. Beş adet gölet bulunan ilçede, su kaynaklarının çokluğu dikkat çeker. Öyle ki bu yönüyle ada, dünyanın dördüncü adası olarak tespit edilmiştir. Neredeyse yıl boyunca rüzgar alan Gökçeada’nın coğrafi yapısı, yakınlarında bulunan adalardan epey farklıdır. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u almasının ardından, Homeros’un destanlarında da ismi geçen şehrin yer aldığı ada, 1455’te Osmanlı topraklarına geçmiştir. Balkan Savaşı yenilgisiyle birlikte Yunanistan’ın yönetimine geçen Gökçeada, 1923 yılında Lozan Antlaşması’yla yeniden Türkiye’ye bağlandı. Neredeyse 500 yıl boyunca Osmanlı yönetiminde kalan Gökçeada’da, Osmanlı eserlerinin az sayıda olması dikkat çeker. Adada gerçekleştirilen araştırmalarda, Osmanlı’dan bugüne bir cami, dört çamaşırhane, bir çeşme ve bir mezar taşının kaldığı saptanmıştır. Gökçeada’da bulunan tek Osmanlı camisi, Çınarlı mahallesinde bulunan Merkez Camisi’dir.

Lapseki

Çanakkale Boğazı’nın Marmara Denizi’nden başladığı yerde, Asya kıtasında bulunan Lapseki, iki belde ve 42 köye sahiptir. Önceleri “Pityusa”, ardından ise “Lampsakos” diye isimlendirilen ilçe, Roma döneminin önemli şehirlerinden biridir. Bugünkü Lapseki ilçesinin altında, geçmiş dönemlerde önemli lahitler ve kitabeler çıkmıştır. Milattan Önce 5’inci yüzyılda burada yetişen tarihçi Kharon, doğa bilimci Anaksagoras, Metrodoros ve Anaksimenes benzeri isimler, bölgeyi zamanın ünlü bilim ve felsefe merkezlerinden birisi haline getirmiştir. En büyük ovası Umurbey olan ilçede, kiraz ve şeftali bahçeleri oldukça yaygındır. Lapseki’de yaşayan antik dönem filozofları için yapılan Lapseki Bilim Anıtı, bölgede basılan paraların arkasındaki Pegasus (Kanatlı At) heykeli ile limanda denizin içine yapılan Denizkızı heykeli, geçmişi geleceğe bağlayan eserler olarak dikkat çeker. Çanakkale Boğazı’nın geçildiği bir nokta olma özelliğine de sahip olan ilçede, feribotlarla Lapseki-Gelibolu arasında her gün yüzlerce sefer yapılır.

Yenice

Çanakkale’nin en zengin bitki örtüsüne sahip olan Yenice ilçesi, Kazdağlarının kuzey yamaçlarında yer alır. Agonya adıyla bilinen iki vadinin içinde bulunan ilçe, bir belde ve 73 köye sahiptir. Yenice’de iklim; Akdeniz, Karadeniz ve kara ikliminin karışımından oluşan Marmara iklimi olarak gözlenir. Bitki örtüsü ile öne çıkan ilçenin yüzde 70’i ormanlıktır. Eşsiz manzaralar sunan Yenice ormanları, turistlerin bolca fotoğraf çektiği mekanlar arasında yer alır. Yenice’de 2007’de gerçekleştirilen bir araştırmada, Gümüşler Asartepe ve Sofular Asartepe adıyla iki antik yerleşimin olduğu ortaya çıkarılmıştır. 14. yüzyıl başlarında Karesi Beyliği, ardından ise Osmanlı topraklarına katılan ilçe, zamanla Yanoba ve Dalyanoba, ardından İnceköy ve sonra da Yeniceköy ismini almıştır. Ardından Yenice adını almış ve 1936’da Çanakkale’ye bağlı bir ilçe yapılmıştır.

Her yol Çanakkale’ye çıkıyor

Türkiye turizminde önemli bir yere sahip olan Çanakkale; tarihi, mitolojisi ve benzersiz doğasıyla her yıl on binlerce turistin ilgi odağıdır. Bir deniz tatili yapmak isteyene de tarihin derinliklerinde kaybolmak isteyene de bu imkanları fazlasıyla sunan Çanakkale, ulaşım açısından birçok alternatife sahip bulunuyor.

İstanbul’dan Çanakkale’ye Ulaşım

Karayolu, denizyolu ve havayolu ile ulaşım mümkün. Çanakkale’ye havayolu ile bir saatten bile az sürecek yolculuğa alternatif olarak size otobüs veya özel araçlarla yolculuğu tavsiye edebiliriz. Karayoluyla özel aracınızla yola çıktığınızda, ilkin İzmit ve daha sonra Bursa yoluna girmeniz gerekiyor. Bursa’yı geçtikten sonra sırayla Karacabey ve Bandırma sizi karşılayacak. Çanakkale il merkezine ulaşmak için Biga ve Lapseki’ye yönelmeniz gerekiyor. İstanbul Anadolu yakasından yaklaşık yedi saatlik yolculuk sonunda Çanakkale’ye ulaşmış olursunuz. Eğer İstanbul Avrupa Yakası’ndan gidecekseniz, yolculuk süresi iki saat kadar kısalır. Tekirdağ yönüne devam edip, Gelibolu ve Eceabat’a ulaşacak, devamını ise keyifli bir feribot yolculuğuyla tamamlayacaksınız.

Gelibolu’dan Çanakkale’ye Ulaşım

Bu yolda feribot ve motorları kullanmanız gerekiyor. Eşsiz bir manzara eşliğinde yapacağınız bu yolculuk için birkaç farklı seçeneğe sahipsiniz. Birincisi; direkt feribota binip Çardak ve Lapseki’ye gidebilirsiniz, ayrıca Eceabat üzerinden boğazı geçebilirsiniz. Ayrıca güneye devam ederek, Kilitbahir’den motorla Çanakkale merkezine gitmeniz mümkün.

İzmir’den Çanakkale’ye Ulaşım

Eğer karayolu ile gidecekseniz yalnızca beş saatlik bir yolculuk yaparsınız. Menemen’den Aliağa ve Dikili’yi takip edip, ardından Ayvalık’a ulaşırsınız. Oradan da Edremit’e doğru devam edersiniz. Akçay, Altınoluk, Ayvacık, Ezine yönüne sürerek, Çanakkale merkeze ulaşırsınız. Öte yandan İzmir’den Çanakkale’ye uçak seferleri de yapılmaktadır.

Ankara’dan Çanakkale’ye Ulaşım

Bu iki il arasında uçak seferleri mevcut. Ancak karayoluyla gitmek isterseniz, Eskişehir ve Bursa yolunu takip ettikten sonra Bandırma’ya giderek, oradan Lapseki yolunu takip etmeniz gerekiyor. Yolculuğunuz ortalama dokuz saat sürer.

Çanakkale Uçak Seferleri

Çanakkale’ye havayoluyla gitmek istiyorsanız, pek çok ilden uçak seferleri mevcut. Başta Türk Hava Yolları olmak üzere, özel havayolu şirketleri de bu ile seferler düzenlemektedir. Çanakkale Havalimanı’na ulaştıktan sonra kent merkezine düzenlenen alternatifli seferlerle şehre ulaşabilirsiniz.
Çanakkale Gezi Rehberi

Çanakkale Gezi Rehberi


Kentin muhteşem doğası her türlü spor etkinliğine olanak sunuyor


At Biniciliği

Çanakkale at yetiştiriciliğinde öne çıkan iller arasında yer alıyor. At yarışlarında çeşitli başarılar kazanan atlar, Biga’da at çiftliğinde yetiştiriliyor. Burası, ayrıca at binmek ya da çocuklarına binicilik eğitimi aldırmak isteyen ebeveynlerin ilgi gösterdiği yerler arasında bulunuyor.

Paintball

Çanakkale’nin çeşitli bölgelerinde oynanan bu oyuna, bir ekip kurarak katılmak mümkün. Oldukça eğlenceli olan bu oyunu her yaşa sahip bireyler, herhangi bir deneyim sahibi olmadan rahatlıkla oynayabilirler.

Rüzgar Sörfü

Çanakkale’de bu sporun ilgi görmesini, Jeofizik Yüksek Mühendisi Ali Aygün sağladı. 1999 yılında kendi imkanları ile bu kentte rüzgar sörfü yapan Ali Aygün, ilgi duyan kişilere de rüzgar sörfünü öğretti. Aygün, 2002’de “Troya Yelken Kulübü”nü kurup, bu sporun gelişmesine önemli bir katkı sundu. Aradan geçen yaklaşık 17 yıl boyunca rüzgâr sörfüne ilgi duyanların sayısı artarak, yaklaşık 500 kişiye ulaştı.

Doğa Yürüyüşü

Kaz Dağları, pek çok özelliğinin yanı sıra doğa yürüyüşleri için de uygun bir imkan sunar. Biga Yarımadası’nın üzerinde, Edremit Körfezi’nin kuzey kısmı boyunca, doğu-batı istikametinde yaklaşık 70 kilometre uzanan Kaz Dağları, dağ yürüyüşü için gayet uygun imkanlar sunar. Burada her yıl çeşitli doğa yürüyüşü etkinlikleri yapılmaktadır. 
Çanakkale Kültür Tarih

Çanakkale Kültür Tarih


Güçlü tarihi ve mitolojik geçmişi ile Çanakkale, birçok medeniyete ev sahipliği yaptı

Çanakkale, Cumhuriyetin ilk zamanlarında Gelibolu ve Biga sancaklarının kaldırılarak, ikisinin de ortasındaki Çanak köyünün il ilan edilmesiyle oluşmuştur. İlk başlarda oldukça küçük olan Çanakkale, 1927 yılında yapılan sayımda merkezde yalnızca 8 bin 500 nüfusa sahipti. Önceki dönemlerde Hellespontos ve Dardanelles diye isimlendirilen Çanakkale’de en az 3 bin yıldan beri insan yerleşiminin mevcut olduğu kazılarda ortaya çıkmıştır. Günümüzde dahi kalıntıları var olan Truva (Troia, Troy) antik kenti, Milattan Önce 2500 yılında büyük bir depremle yerle bir olmuş ve burası yıllar boyunca Lidya’lılar tarafından idare edilmiştir. Yine Milattan Önce 336’da, bölgede büyük bir güç olan Pers İmparatorluğu Helenizm’ini dünyaya yaymak isteyen Büyük İskender, Granikos Çayı (Biga Çayı) boyunca bozguna uğramıştı. Osmanlı İmparatorluğu zamanında, Karesioğulları Beyliği’nin yıkılması sonucunda, ilin günümüzdeki topraklarının önemli bir bölümü ele geçirilmiş ve boğazlarla birlikte kontrol Osmanlı’nın kontrolüne girmiştir.
Çanakkale ilinin üzerinde kurulduğu yarımada Biga Yarımadası olarak bilinir ve ildeki en dikkat çeken yükselti yine Biga dağlarıdır. Biga isminin yaygınlığının asıl nedeni ise Osmanlı yönetiminde bu sancağın adının Biga olmasından kaynaklanmaktadır. İlin adı Cumhuriyet döneminde kazanılmış zaferlerden dolayı Çanakkale şeklinde değiştirilmiştir. Bu isim, bölgede gelişmiş olan çanak çömlek zanaatından kaynaklanır. Kentin iki simgesi olan Kale-i Sultaniye ve çanakçılık bir araya gelince il, Çanakkale şeklinde isimlendirildi. Marmara ve Ege denizlerini kıyılarıyla birbirine bağlayan Çanakkale; en kanlı muharebelerin yaşandığı, pek çok şehitlik, anıt ve mezarlığın yer aldığı, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Troya, Assos benzeri antik uygarlıkların bulunduğu önemli bir turizm merkezidir.
Antik dönemlerde adı Hellespontos ve Dardanel diye adlandırılan, boğazın iki tarafında toprakları bulunan Çanakkale, Milattan Önce 3000'e dayanan bir insan yerleşimine sahiptir. İl; Troya, Lidye, Pers, Bergama Krallığı, Roma, Bizans ve Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Akdeniz, Karadeniz ve Marmara iklimlerine sahip olan Çanakkale’de, yağışlar çoğunlukla bahar ve kış aylarında yaşanır. Turizm döneminde iklim ılımlı, deniz suyu sıcaklığı ise temmuz ve ağustos aylarında en yüksek dereceye yükselmektedir.

Keşfedilecek yepyeni yerler Çanakkale’de sizi bekliyor

Çok sayıda ziyaret edilecek yere sahip olan Çanakkale, Türkiye’nin nadide illerinden biridir. Bir yaz tatilinde veya başka herhangi bir dönemde bu ilde birçok şey keşfedebilirsiniz. Tarihi, doğası, mitolojisi ile bu kent, gezginleri her zaman kendine çağırıyor.

Kaz Dağları

Dünyada Alper’in ardından en fazla oksijen üreten Kaz Dağları, aynı zamanda eşsiz bir manzaraya sahiptir. Anadolu Yarımadası’nın kuzeybatısındaki Kaz Dağları, Biga Yarımadası’nın en yüksek dağı olarak sizi dingin bir tatile davet ediyor.

Assos Antik Kenti

Bugüne kadar yok olmadan ayakta kalan antik dönem kentlerinden. Burada tarihin izlerini sürerken, ünlü filozof Aristoteles’i de topraklarında ağırlayan bu şehrin derin tarihiyle baş başa kalırsınız.

Çimpe Kalesi

Orhan Bey zamanında, 1356 yılında alınmıştır. Ancak bazı kaynaklarda Orhan Bey‘in oğlu Süleyman Paşa’nın, Edirne‘yi kuşatan Bulgar ve Sırp güçlerini bozarak, Bizans’a yardım etmesi neticesinde kalenin hediye ifade edilmektedir.

Çanakkale Şehitleri Abidesi

Çanakkale Şehitleri Anıtı adıyla tanınan eser; Gelibolu Yarımadası’nda, Çanakkale Boğazı’nın ucunda, Morto Koyu önündeki Hisarlık Tepe üzerinde gökyüzüne doğru yükselir. Bu abide; 1915 yılında I. Dünya Savaşı sırasında burada yaşananların hatırlanması, bu destanın kahramanlarının unutulmaması için inşa edilmiştir.

Truva Antik Kenti

Çanakkale’nin Tevfikiye köyü yakınında yer alan ve bugün “Hisarlık” ismiyle bilinen Truva, Homeros’un Milattan Önce 9’uncu yüzyıla ait İIyada ve Odysseia destanına konu olan bir yerleşim yeri olarak bilinir. O bakımdan Truva kazıları da arkeolojik bölgedeki araştırmaların en önemlilerinden biridir.

Çanakkale Deniz Müzesi

Şehir içinde yer alan Çanakkale Deniz Müzesi, 1915’te yapılan ve bir destan olan Çanakkale cephesinin kara ve deniz savaşını anlatmak amacıyla kurulan askeri müze olarak tanınır.

Saat Kulesi

Kent merkezindeki Çanakkale Saat Kulesi, 1896 yılında kurulan bir yapı ve 20 metre yüksekliğinin yanında mimarisi ile de ilgi merkezi halindedir. Üst kısmında kadranlı saatin bulunduğu beş katlı kule, ayrıca bir de çeşmeye sahiptir.

Aynalı Çarşı

Kentin en çok tanınan yerlerinden biri olan Aynalı Çarşı, 1890’da Eliyau Hallio tarafından inşa ettirilmiştir. Burası aynı zamanda Halyo Çarşısı adıyla da anılmaktadır. Çarşının üzerinde Osmanlıca ve Ladino dilinde çeşitli kitabeler bulunur. Ayrıca çarşı girişindeki aynalar nedeniyle ‘Aynalı Çarşı’ ismiyle ün kazanmıştır. Çanakkale Savaşı’nda bombalanıp ciddi hasar gören bu yapı, o dönem yaşanan acı olaylar nedeniyle meşhur bir türküye de konu olmuştur. 1967 yılında restore edilen bu çarşı, bugünkü halini almıştır.

Kilitbahir Kalesi

1452 yılında İstanbul kuşatması sırasında, Papalık Donanması’nın Bizans İmparatorluğu’na yardım etmesini engellemek için Fatih Sultan Mehmet’in Çanakkale’nin karşısındaki Kilitbahir köyünde yaptırdığı kaledir.

Çanakkale Arkeoloji Müzesi

Bu müze, eski Yunan tarihine ve 1. Dünya Savaşı’na meraklı olanların mutlaka görmesi gereken yerlerden biridir. Burada sergilenen eserler, Çanakkale’deki antik şehirlerden ve çevresinden gelmiştir. Çanakkale’de müzeciliğin temelleri Atatürk tarafından atılmıştır. Ardından ise gelişen teknoloji ile birlikte araştırma faaliyetleri hız kazanmış ve 1965’te araştırma yapılan Zafer Meydanı’nda bulunan kilisenin ek binası müze müdürlüğü olarak faaliyete geçmiştir. Bu müzede Troia, Assos, Dardanos Tümülüs’ü salonları ve Afrodit Heykelciği, Hadrian Heykeli ile Polyksena Lahti yer almaktadır.

Mıhlı Şelalesi

Küçükkuyu’ya can katan Mıhlı Çayı, yörede yer alan nadir oluşumlar arasında bulunur. Çevresinde yer alan ağaçların büyüleyiciliği ile dikkat çekerken, temiz havasıyla da insanın içini ferahlatan bir yer olma özelliğini taşır.

Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi

Gelibolu Yarımadası Milli Parkı’na yapılan bu merkez, Çanakkale ruhunun daha iyi tanınması amacıyla inşa edildi. 2012 yılından bu yana hizmette olan merkezin mutlaka gezilmesi gereken yerler arasında olduğu vurgulanıyor.

Dünyaca tanınan zengin Çanakkale mutfağında yemek yemeden dönmeyin

Tarihi, doğası ve destanlarıyla bilinen Çanakkale, aynı zamanda özel bir mutfağa da sahip. Yöreye özgü çok sayıda yemek, zamanla Çanakkale sınırlarını da aşan bir üne kavuştu.

Ovmaç çorbası

Bu çorba, soğan ve unun bir araya gelmesiyle yapılır. İsteğe göre üzerine salçalı veya kırmızı pul biberli sos hazırlanan çorba çok lezzetlidir. Az malzemeyle yemek yapmak yetenek gerektirdiğinden, bu çorba o yeteneğin ürünü olarak keyifle içilir.

İskorpit çorbası

Çanakkale, denizin sunduğu nimetlerden bolca faydalanan bir kenttir. İskorpit çorbası da böyle bir nimettir. İskorpit balığından yapılan bu çorbayla Çanakkale, ün kazanmıştır. İskorpitin yanına domates, un, havuç ve çeşitli yeşillikler katılınca enfes bir lezzet ortaya çıkar.

Ispanak çorbası

Ispanak çorbası, ıspanağı hiç sevmeyenin bile keyifle içebileceği bir çorba olarak yapılır Çanakkale’de. Ispanağın yanı sıra içine konan domates salçası, un, sarımsak, sirke ve soğan ile nefis bir lezzete dönüşür. Daha çok kış aylarında insanın içini ısıtan bu çorbayı, Çanakkale’ye yolu düşen herkesin mutlaka tatması gerek.

Tumbi

Tumbi, Çanakkale'nin yerel lezzetleri arasında en özel olanlarından biridir. Göce, patlıcan, domates ve maydanoz gibi tatların eklendiği Tumbi; tavada kavrulup, ardından fırına verilerek yapılıyor. Zeytinyağı da eklenen bu yemek, sofraya geldiğinde bol bol yenebilecek lezzetlerden biri.

Çırpma

Çanakkale’nin ıspanakla dansı elbette ki çorbayla bitmez, çırpma yemeği de bu kentte ıspanağın en lezzetli haline dönüşüyor. Ispanak ve soğanın, un ve sudan oluşan karışımla bir araya gelerek, fırında kızarmasıyla yapılan bir yemek. Tadı unutulmaz bu yemek, Çanakkale’nin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.

Melki yemeği

Melki isimli mantarla yapılan bu yemek, Çanakkale’de yapılan enfes lezzetlerden birisi. Mantarın yanında soğan, salça, tuz ve karabiber yer alıyor. Melki; Çanakkale’de az malzemeyle yapılan en güzel ana yemeklerden biri olarak kabul ediliyor.

Yumurtalı tiken

Bu yemek; şevketi bostan, soğan, yumurta ve salça ile yapılıyor. Bolca yumurta proteinine, şevketi bostanın bol vitaminli hali eklenince, en besleyici yemeklerden biri ortaya çıkıyor.

Metez

Başka yörelerde peynirle yapılsa da Çanakkale’de Metez; ağırlıklı olarak kıymanın lezzetinin taşıyor. Dikkatle hazırlandıktan sonra yarım ay biçiminde açılan hamurun içine; başta kıymalı iç harcı konuluyor, daha sonra da hamur bir süre suda pişiriliyor ve salçalı sos üzerine ekleniyor. Ortaya harikulade bir lezzet çıkıyor.

Börülce köftesi

Börülce köftesi, Çanakkale’de yapılan en lezzetli yöresel tatlardan biridir. Kente özgü olan bu köftenin içinde börülceye; baharat, domates, soğan, un ve yumurta gibi çeşitli tatlar eşlik ediyor.

Lüfer pilavı

Pilavın balıkla ne kadar lezzetli olabildiğini gösteren bir yemek bu. Lüferle yapılan bu pilavı Çanakkale’ye giden herkesin tatması gerekiyor. Ortaya vazgeçilmez bir lezzet çıktığı, ancak tadınca anlaşılabilir.

Patlıcan kapama

Patlıcan kapamayı Çanakkale usulü ile yemediyseniz bu yemeğin en lezzetli halini tatmamışsınız demektir.

Papaz yahnisi

Sarpa balığı ile yapılan papaz yahnisi; soğan, sivri biber ve domates gibi malzemelerle eşsiz bir lezzete dönüşüyor. Yemeğe üzüm korukları da eklenince, Çanakkale’ye özgü lezzetini buluyor.

Tuzlu sardalya

Sardalya balığı ünlü olan Çanakkale’de; bu balıkla yapılan bir yemek, tadanları hayran bırakıyor. Büyük emekler verilerek, uzun zamanlar harcanıp hazırlanan tuzlu sardalya, Çanakkale’de enfes bir lezzete dönüşüyor.

Patlıcan turşusu

Hepimizin bildiği ve çoğumuzun severek tükettiği patlıcan turşusu, Çanakkale’de apayrı bir lezzete bürünüyor. Patlıcanların haşlandığı, lahanaların ayrıldığı, araya kerevizin eklendiği, iple bağlanarak bütünlükleri sağlanan bu enfes turşuyu tatmamak büyük eksiklik olur.

Peynir helvası

Çanakkale’de yapılan peynir helvası, peyniri ve helvayı seven insanların mutlaka tatması gereken bir lezzet. İkisinden birini seviyor olsanız bile ikisini bir arada denemenizde fayda var. Yeni bir tatla tanışacaksınız.

Basma helvası

Basma helvası; bildiğimiz pek çok helvadan farklılık gösteriyor. Geleneksel helvada; un, şeker ve bolca ceviz içi kullanılıyor. Ancak bu helva, içine zeytinyağı katılmasıyla farklı bir boyut kazanıyor. Baklava dilimleri halinde kesilip, servis edilen bu helvanın tadına doyum olmuyor.
Çanakkale Gece Hayatı

Çanakkale Gece Hayatı


Çanakkale’de aktif gece hayatı

sizi de içine alacak

Her tarafı tarih kokan mekanlara sahip olan Çanakkale, gece hayatını da yaşatan şehirler arasında yer alıyor. Gece hayatının sürdüğü mekanlardan biri Yalı Hanı. Burası, uzun yıllardır faaliyette olan bir rock bar olarak bilinirken, zamanla rock tarzını canlı müzik konseptine dönüştüren bir mekan oldu. Yalı Hanı, yazın sevgiliniz ile birlikte oturabileceğiniz bir bahçeye de sahiptir. Kentte gidilebilecek bir başka mekan ise Hayal Kahvesi; eskiden Tnt diye bilinen bir mekanın yerine açıldı ve canlı müzik severlerin akın ettiği bir yer oldu. Şişe isimli, loş ve birahaneyi andıran mekan da şehrin rock tutkunlarınca ilgi çeken yerleri arasında bulunuyor. Ayrıca Benzin adıyla bir mekan da kentte faaliyet göstermektedir. Kapalı mekan sevmeyen Çanakkaleliler için belki de gece hayatı diye nitelendirilebilecek yerler Fener ve Depo isimli yerlerdir. Yaz aylarının sıcağında uğranabilecek bu mekanlarda, serin bir ortamda içkinizi yudumlayabilirsiniz. 

Sonuçları sırala:

Kolin Hotel
Çanakkale Türkiye

görüşler

Çanakkale Merkez'de bulunan otel fiyat fayda dengesini iyi ayarlamış. TatilCity.NET önerisidir.

ortalama fiyatı140 SEÇİN