TatilCity.NETTatilCity.NET
Şifremi unuttum?

Sultanahmet Gezi Rehberi

Sultanahmet Gezi Rehberi

Sultanahmet Gezi Rehberi

İstanbul'un sınırlarının bugünkü kadar genişlemediği dönemlerde, kimine göre "Eski İstanbul" kimine göre ise halen "Asıl İstanbul" olarak adlandırılan bölge; tarihi yarımadadır. Günümüzde turizmin merkezi olarak adlandırılan semt ise elbette ki tarihi yarımada sınırları içinde bulunan Sultanahmet'tir. Tarihi binlerce yıl önceye dayanan ve birçok kültüre ev sahipliği yapmış olan Sultanahmet, bünyesinde barındırdığı tarihi yapılarla İstanbul'un bir kültürler mozaiği olduğunu söyler ziyaretçilerine. Kentin meşhur yedi tepesinden birisi de buradadır. Bugünkü Fatih sınırları içinde kalan bu tepeler;
Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camii ve Ayasofya'nın yer aldığı tepe, Nuriosmaniye Camii ve Çemberlitaş'ın yer aldığı tepe, İstanbul Üniversitesi, Süleymaniye ve Beyazıt Camii'nin yer aldığı tepe, Fatih Camii'nin yer aldığı tepe, Yavuz Selim Camii'nin olduğu tepe, Mihrimah Sultan Camii'nin yer aldığı tepe ve son olarak da bugünkü Kocamustafapaşa semtinin olduğu tepedir. Turizm açısından en çok ziyaret edilen semt olan Sultanahmet'te yılın her mevsiminde ağırlıklı olarak yabancı turistler görmek mümkündür.
Sultanahmet Gezi Rehberi

Sultanahmet Gezi Rehberi

Üç imparatorluğun izlerini taşıyan Sultanahmet'te görülecek yerler...

İster yabancı ister yerli olsun, İstanbul'a gelen her turistin ilk uğrak yerlerinden biri Sultanahmet'tir. Tarihi, mimari, turistik ve kültürel öğeleriyle ilgi çeken semtin ismi Sultanahmet Camii'ni yaptıran I. Ahmet'ten gelir. Yedi tepeli şehrin ilk tepesi de buradadır. Üç ayrı imparatorluk gören Sultanahmet, kuruluşundan bugüne kadar dokusunu büyük oranda korumuş, bünyesinde yer bulmuş kültürlerin izlerini bugünlere kadar taşımıştır.

Sultanahmet Meydanı

Sadece İstanbul'un değil, dünyanın en görkemli meydanlarından birisi olan Sultanahmet Meydanı, yaklaşık 2 bin yıllık tarihinin izlerini sizlere sunar. İkinci Yüzyıl'da Roma İmparatorluğu'nca yaptırılan hipodrom burada yer alıyordu. Sadece at yarışlarının değil, aynı zamanda dans, müzik gibi diğer sanat etkinliklerinin de yapıldığı bu hipodromun çevresine ise zamanla Yılanlı Sütun, Dikilitaş, Örme Sütun ve Ayasofya inşa edilmiştir. Çevresindeki yapılarla birlikte eşsiz bir mimariye sahip olan meydan yaz kış turistlerle dolup taşar.

Ayasofya Müzesi

Dünyanın en ilginç yapılarından biri olan Ayasofya Müzesi, ilk olarak kilise olarak inşa edilmiştir. İstanbul'un fethinden sonra camiye dönüştürülen yapı, 1935'ten sonra ise ibadete kapatılarak müze olarak hizmet vermeye başlamıştır. Dünya kültür mirasının önde gelen yapılarından biri olan Ayasofya Müzesi, Sultanahmet Camii'nin karşısında yer almaktadır. İlk olarak dördüncü yüzyılda, yanan kilisenin yerine inşa edilen yapıda, dönemin mimarları Matematikçi Anthemios ile Miletli Isidoros; tuğla, mermer ve taş kullanmıştır. Ayasofya’da 40 pencere yer alır ve binanın başlıca bölümleri; güney kapıdaki Hz. İsa ve Hz. Meryem mozaiği, İmparatorluk Kapısı üzerinde bulunan Hz. İsa’nın önünde diz çökmüş VI. Leon mozaiği, Henricus Dandolo mezarı, Üst Galeri’deki Deesis ile Komnenos Mozaiği, Sultan I. Mahmut zamanında inşa ettirilen şadırvan, sonradan eklenen mihrap, I. Mahmut Kütüphanesi ve Sultan II. Selim türbesidir.

Sultanahmet Camii

Temeli 1609'da I. Ahmet döneminde atılan, tamamlanması 10 yıl süren Sultanahmet Camii, Ayasofya Müzesi'nin karşısında bulunur. Caminin yapıldığı yerde, daha önceleri Doğa Roma İmparatorluğu’nun Büyük Sarayı vardı. Külliye, medrese, çarşı, darüşşifa, mektep, kasr, türbe ve imaret bölümlerine sahip olan Sultanahmet Camii, aynı zamanda İstanbul'un tek altı minareli camisidir. Çinileri nedeniyle Mavi Camii de denilen caminin kubbesi 33.6 metre çapa ve 43 metre yüksekliğe sahiptir.

Topkapı Sarayı

Osmanlı İmparatorluğu'nun hanedanlık sarayı olan Topkapı Sarayı, Haliç ve Boğaz'a hakim bir noktada inşa edilen, harika manzaraya sahip bir yapıdır. Tek seferde yapılmamış olan sarayda, Fatih Sultan Mehmet’in ikametgahı olarak süreç içinde ek binalar yapılmıştır. Yapılışı 1459 ile 1465 yılları arasında gerçekleştirilen Topkapı Sarayı, aynı zamanda asker ve memurların yetiştirildiği Enderun Mektebi olarak da işlev görmüştür. Hanedan ailesinin 18. Yüzyıl'da Dolmabahçe Sarayı'na taşınması üzerine 1924'te müzeye dönüştürülmüştür. Dört adet avlu ve haremden oluşan sarayın her bölümü farklı özelliklere sahiptir. Birinci avluda Arkeoloji Müzesi, ikincisinde Adalet Kulesi, üçüncü avluda mektep bölümü, dördüncüsünde ise hükümdar ve ailesinin sosyal etkinlikleri için alanlar yer almaktadır.

İstanbul Arkeoloji Müzesi

Temelleri 1846 yılında, Damat Ahmet Fethi Paşa’nın Eski Eserler Koleksiyonu’nun Aya İrini Kilisesi’ne gönderilmesiyle atılan İstanbul Arkeoloji Müzesi, Türkiye'deki en önemli arkeolojik eserleri ziyaretçilerine sunar. Bugünkü müze binası, mimar Alexandre Vallaury tarafından inşa ettirilmiştir. Osmanlı eserlerini korumak amacıyla kurulmuş olsa da farklı kültürlerin eserleri de müzede yer almaktadır. İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde yer alan eserlerin başlıcaları; Milattan Önce 5. Yüzyıl'dan Satrap Lahti, Helenistik çağdan Priene heykeli, Roma döneminden Tanrı Beş heykeli, İskender Lahti, Milattan Önce 5. Yüzyıl'dan kalan yaban domuzu heykeli, Frig Çömlekleri ve Assos Athena Tapınağı'dır.

Yerebatan Sarnıcı

Altıncı yüzyılda yapılan Yerebatan Sarnıcı, Doğu Roma İmparatorluğu’nun en büyük yeraltı sarnıcı olarak bilinir. 140 metre uzunluğu ve 70 metre genişliği bulunan sarnıca, yapıldıktan sonra 20 kilometre uzaklıkta yer alan Belgrad Ormanları’ndan su taşınmıştır. 336 tane sütun üzerinde duran sarnıç, Osmanlı İmparatorluğu döneminde de aynı amaçla kullanılmıştır. 1980’den sonra onarılan Yerebatan Sarnıcı, ziyarete açılarak turizme kazandırılmıştır.

Gülhane Parkı

Dört yıl boyunca Topkapı Sarayı’nın dış bahçeleri olarahttps://www.tatilcity.net/yapilacak-seyler/gulhane-parki/k kullanılan Gülhane Parkı, 20. Yüzyıl'ın başında park olarak hizmet vermeye başlamıştır. Arazisi 100 dönüme yakın olan parkın içinde bir dönem çay bahçeleri ve çocuk parkları mevcuttu. Tanzimat Fermanı’nın okunduğu ve Atatürk’ün latin harflerini ilk olarak tanıttığı yer de olan Gülhane Parkı, Nazım Hikmet’in “Ceviz Ağacı” şiiri ile uluslararası bir üne de kavuşmuştur.

Haseki Hamamı ve Arasta Çarşısı

Ayasofya Müzesi'nin karşısında yer alan Haseki Hamamı, Hürrem Sultan’ın isteği üzerine Mimar Sinan tarafından 1556-1557'de inşa edilmiştir. Kadınlar ile erkekler bölümünün 75 metrelik bir duvarla ayrıldığı hamam, uzun bir dönem kapalı kalmıştır. Daha sonra müze olarak düzenlenmiş, ancak bugün itibarıyla kilim ve halı satış yeri olarak kullanılmaktadır. Sultanahmet Camii’nin güney kısmında, Torun Sokak’ta yer alan Çarşısı da kilim, halı ve turistik eşyaların satın alınabildiği bir mekandır.

Yılanlı Sütun

Sultanahmet Meydanı'nda yer alan en önemli yapılardan birisi Yılanlı Sütun'dur. Birbirine sarılmış üç yılan heykelinden oluşan yapıt, tunçtan yapılmıştır. Eser Doğu Roma İmparatorluğu zamanından kalmadır. Dikilitaş ve Örme Sütun ile birlikte Doğu Roma'dan kalan üç eserden birisi olan Yılanlı Sütun, 19. Yüzyıl'da gerçekleştirilen kazılarda meydana çıkarılmıştır. Yapıdan kopan başlardan biri Arkeoloji Müzesi’nde, diğeri ise Londra British Museum’da sergilenmektedir.

Aya İrini Müzesi ve 3. Ahmet Çeşmesi

Topkapı Sarayı'nı ziyaret ettiğinizde bu iki yapıyı da mutlaka görmek istersiniz. Aya İrini Müzesi, sarayın birinci avlusunda yer alan eski bir kilisenin müzeye dönüştürülmüş biçimidir. Damat Ahmet Fethi Paşa, 1846 yılında bazı eserleri buraya getirmiştir. Ancak daha sonra eserler Çinili Köşk'e taşınmış ve bu müze, konser benzeri etkinlikler için kullanılmaya başlanmıştır. Sarayın birinci avlusunun önünde bulunan 3. Ahmet Çeşmesi, Osmanlı zamanında yapılan meydan çeşmelerinin en güzel örneklerinden biridir. Çini ve süs işlemeleri de oldukça estetiktir.

Alman Çeşmesi

Çeşme, Alman İmparatoru II. Wilhelm’in ziyareti için Almanya’da yaptırılmış ve bölüm bölüm Türkiye'ye getirilmiştir. 1901 yılında parçaları birleştirilerek bugünkü yerine kurulmuştur. Sultanahmet Meydanı’nda yer alan ünlü çeşmenin içi altın, dışı ise çinilerle kaplı sekiz sütunu bulunmaktadır.

Türk İslam Eserleri Müzesi

Bu yapı 16. Yüzyıl'da inşa edilmiş ve Sadrazam İbrahim Paşa’ya hediye edilmiştir. Müze olarak 1914'te hizmet vermeye başlayan yapı, İbrahim Paşa Sarayı içinde yer almaktadır. Müzede Türk, İslam, Anadolu, Selçuklu, Kafkas ve İran dönemlerinden kalma eserler sergilenmektedir.

Sultanahmet’in lezzet durakları ile farklı kültürlerin eşsiz tatlarını deneyin

İstanbul’un tarihi Yarımada bölgesi, enfes lezzet durakları ile öne çıkıyor. Sultanahmet bölgesinde Türk mutfağının en çok bilinen ve sevilen yemeklerini yapan köfte, döner ve kebap lokantalarının yanı sıra yüzlerce yıllık saray geleneğini yansıtan Osmanlı restoranlarına da rastlamak mümkündür. Bu makalemizde Sultanahmet çevresinde bulunan en iyi restoranları bir araya getirerek, sizin için hoş bir hoş bir rota oluşturduk. Böylelikle Ayasofya, Topkapı Sarayı ve Kapalıçarşı gibi Sultanahmet'in tarihi eserleri gezerken, bu deneyiminizi bir gurme turu haline getirebilirsiniz.

Deraliye Osmanlı Saray Mutfağı

Deraliye Restaurant, yaklaşık 35 yıldır Sultanahmet‘te geleneksel saray lezzetlerini müşterilerine sunan Deraliye Osmanlı Saray Mutfağı‘nda hazırlanan yemekler Osmanlı sarayının tüm kültürel yapsını ortaya koyuyor. Orta Asya’dan, İran mutfağına; Anadolu’dan, Balkanlar‘a kadar geniş bir coğrafyayı bünyesinde barındıran ve birçok medeniyete ev sahipliği yapan Osmanlı sarayının yemekleri orijinal reçeteleriyle hazırlanarak, servis ediliyor. Padişah, Valide Sultan ve onların misafirlerine servis edilen bu özgün yemekler; Topkapı Sarayı‘nda büyük bir itina ile hazırlanıyordu. Deraliye Restaurant, İstanbul‘da sayılı Osmanlı restoranlarından biri olarak, sizi Osmanlı'nın zengin mutfak kültürüne doğru lezzetli bir yoluculuğa çıkaracak. Deraliye’de, vişneli yaprak sarma, kestaneli lahana sarma ve Fatih Sultan Mehmet döneminden Sudak Balığı dolması gibi saray lezzetlerini tadabilir, bu farklı deneyimi yaşabilirsiniz. Yukarıda detaylı şekilde yer verdiğimiz üzere, Deraliye özellikle son dönemlerde yerli ve yabancı birçok turistlerin uğrak yerlerinden biri konumundadır. Temizliği, güleryüzlü hizemtinin yanı sıra bugüne taşıdığı kültürel misyonu ile öne çıkan restoranlardan biri olarak Deraliye Restaurant, Sultanahmet’te en iyi restoranlar arasında yer alıyor.

Matbah Restaurant

Osmanlı mutfağında uzmanlaşmış retorantlardan biri de Matbah Restaurant'tır. İstanbul'un en çok turist çeken yerleşimlerinden biri olan Sultanahmet'te hizmet veren restorant, Osmanlı mutfağı kadar Türk yemekleri ve mutfağı konusunda da en çok tercih edilen restorantlar arasında yer alıyor. Matbah Restaurant’ta grup menüleri Dersaadet, İstinbolin gibi özel isimlerle sınıflandırılmıştır. Bu menülerde badem çorbası, hibeş, erikli kuzu gerdanı, ballı gemici böreği, imambayıldı ve nırbaç gibi Osmanlı saray mutfağından özel yemekler sunulur. Grup yemeklerinde yaz bahçesi ya da kış bahçesi olmak üzere mevsime uygun alanlar açılabiliyor. Matbah’ın yaza özel ala carte menüsünde babagannuş, karidesli kalamar dolması gibi soğuk ve iştah açıcı yiyecekler bulunur.
Ana yemeklerde etten, tavuğa ve balığa kadar özel yemeklerle damaklarınıza şenlik yaratmanız mümkündür. Tatlılarda badem helvası, sakızlı fırın sütlaç ve  baklava ilk sırada yer alır. Matbah Restaurant’ta cuma ve cumartesi akşamları udi eşliğinde klasik Türk müziği eşliğinde yemekleriniz servis edilirken, kendinizi ödüllendirebilirsiniz.

1920 Sultanahmet Köftecisi (Selim Usta)

Mehmet Seracettin Efendi’nin 1926 yılında temellerini attığı Sultanahmet Köftecisi, Sultanahmet’te Divanyolu Caddesi’nde kurulmuştur. Turan Kebapçısı adıyla lezzet yolculuğuna başlayan 1920 Sultanahmet Köftecisi zamanla bir marka olmayı başardı.  Özellikle seçilen etlere az miktarda ekmek, tuz ve soğan katılarak yoğrulan köfte harcı, mangal ateşinde yavaş yavaş pişirilir. Kendine has usulle hazırlanan köfteler zamanla kendi müdavimlerini yarattı. Süreç içinde ‘Halk Kebapçısı’, ‘Meşhur Halk Kebapçısı’ gibi değişik adlarla anılan dükkân son olarak '1920 Sultanahmet Köftecisi' ismiyle hizmet vermeye başladı. Dört kuşaktır köftecilik yapan Sultanahmet Köftecisi‘nde köftenin yanında en çok tercih edilen klasik lezzet piyaz veya pirinç pilavıdır. Köftenin yanı sıra kuzu şiş de restoranın menüsü içinde yer alır.
Franchise yöntemiyle yurtiçinde başlatılan şubeleşme çalışmalarını sürdüren Sultanahmet Köftecisi, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de '1920 Sultanahmet Köftecisi’ adıyla ilk yurtdışı şubesini de açtı. Firma daha sonra Almanya Münih ve Nürnberg, İngiltere Manchaster, Kuzey Kıbrıs’ta ise Mağusa Citymall'de  açtığı şubelerle yurtdışı şube sayısını arttırmayı başardı. Sultanahmet Köftecisi,  yurtdışında açtığı şubelerle Türkiye'nin coğrafi işaretli ürünü olan köfteyi, yurtdışında başarıyla temsil etmeye devam ediyor.

Namlı Rumeli Köftecisi

Namlı Rumeli Köftecisi, 1982 yılından beri Sirkeci Hocapaşa’da köfte yapıyor. Bu konuda yıllardır uzmanlık kazanan Namlı Rumeli Köftecisi, yemeğe çorbayla başlamak isteyenler için mercimek ve yayla çorbası da sunuyor. Müşteri memnuniyetini önceleyen Namlı Rumeli Köftecisi'nin, farklı seçenekleriyle de esnaf lokantasının özel ev yapımı ayranı oldukça seviliyor. Köftesiyle meşhur Namlı Rumeli Köftecisi’nde tavuk şiş ve kuzu şiş seçenekleri de var. Piyazı, salatası da ayrı bir güzellikte olan Namli Rumeli Köftecisi’nde yemeğin üstüne irmik helvası da isteyebilirsiniz.

Can Oba Restaurant

Hocapaşa’da yer alan alkolsüz balık restoranı Can Oba Restaurant, deniz ürünü sevenlerin mutlaka uğraması gereken restoranlardan biri olarak listemizde yer alıyor. Beş masalı küçük dükkânıyla son yıllarda adından sıkça bahsettiren Can Oba; balık çorbasını alışılmışın aksine balık eti ile değil kalamar, kum midyesi gibi deniz ürünleriyle yapılıyor. Kendi küçük, ünü büyük olan Can Oba Restaurant menüsünde; somonlu salata, ahtapotlu risotto, ıspanak yatağında deniztarağı, ızgara levrek, ızgara somon gibi farklı deniz ürünlerini keyifle tadabilirsiniz. Deniz ürünlerinin yanı sıra kebap çeşitleri de bulunan Can Oba Restaurant'ta dilediğiniz lezzeti deneyimleyebilirsiniz. Michelin yıldızlı restoranlarında çalışmış Şef Can Oba’nın hazırladığı lezzetler, günlük olarak değişiyor. Can Oba Restaurant, birçok yemek otoritesi tarafından önerilen bir mekan olarak Sultanahmet’te en iyi restoranlar listemizde ilk sıralarda bulunuyor.

Şeyhmus Kebap Salonu

Şeyhmus Kebap Salonu, Sultanahmet‘e sadece beş dakika yürüme mesafesindedir. Çemberlitaş Medrese Sokak‘ta yer alan Şeyhmus Kebap Salonu'nda Mardin kebabını Şeyhmus’a özel usul ve yöntemlerle tadabilirsiniz. Bu restoran, kebap denilince bildiğiniz tüm tatları yeniden gözden geçirmenize neden olacak bir lezzet noktası konumundadır. Satır kıymasından yapılan kebaplar; sumaklı soğan, açık ayran, acılı ezme, bulgur pilavı ve közlenmiş domates, biberle sunuluyor. Kebabın her türlüsünü keyifle yiyebileceğiniz salaş kebapçı Şeyhmus Kebap Salonu’nda yemeğin üstüne tel kadayıfı da denemenizi şiddetle tavsiye ederiz.

Boris’in Yeri

Kumkapı’nın en eski meyhanelerinden biri olan Kör Agop’un hemen yakınında bulunan Boris’in Yeri, 1936 yılından bu yana sadece İstanbul'a değil, yurtdışından gelen turistlere de hizmet veriyor. 1996’da vefat eden Boris Bey’in emanetine sahip çıkan Selahattin Bey, aynı lezzet ve güvenle müptelalarına ulaşmaya devam ediyor. Her gün, sabah 6:30 ile akşam 22:30 arasında açık olan Boris’in Yeri’nde istediğiniz saatte kahvaltı yapabilirsiniz. Yumurtanın her çeşidini bulabileceğiniz mekânda kaymağı da kendileri yapıyor. Beyaz peyniri de oldukça iyi olduğu için çevredeki tüm meyhanelere peynirler Boris’in Yeri’nden gidiyor.
Öte yandan kavurma, sucuk ve salam gibi Türk kahvaltısının kayda değer öğelerinin bulunduğu menüde; tahin, pekmez ve helva gibi lezzetli tatlı seçenekleri de tatmanız mümkündür. Süt ürünleriyle meşhur olan mekânda tavuk göğsü veya ekmek kadayıfını da denemenizi tavsiye ederiz.

Güvenç Konyalı

Konya mutfağının klasiklerinden bamya çorbasına menüsünde yer veren Güvenç Konyalı’nın, İstanbul’da dört şubesi var. Meşhur restoranın en bilinen şubesi, Sirkeci Hocapaşa’da yer alan Güvenç Konyalı, etli ekmeği ve tandırı  İstanbul'a başarıyla tanıttı.

Balıkçı Sabahattin

Mudanya Trilye’li Balıkçı Sabahattin, babasından kalma küçük lokantayı uzun yıllar işletti. Zamanla restoranın başarısı dilden dile yayıldı. Cankurtaran’da Armada Hotel tarafından restore edilen 1927 yapımı tarihi binaya taşınan Balıkçı Sabahattin, deniz ürünleri konusunda oldukça iddialı. Balıkçı Sabahattin’in özel lezzetleri arasında; midyeli pilav, çıtır kabak kızartma, fener kavurma gibi özel deniz ürünleri bulunuyor. Deniz ürünleri sevenlerin mutlaka bu menüyü denemelerini öneriyoruz.

Dönerci Şahin Usta

Kapalıçarşı’nın hemen yakınında bulunan Dönerci Şahin Usta, oldukça ünlüdür.   Beyazıt'a yolunuz düştüğünde mutlaka denemeniz gereken Dönerci Şahin Usta'nın döneri, diğer yerlerde yediğiniz dönerlerden oldukça farklıdır. Zaten Beyazıt’ta bulunan Dönerci Şahin Usta’nın önünde özellikle öğle saatlerinde oluşan uzun kuyruklar, bu durumun göstergesi niteliğinde. Müdavimlerinin 40 yıldır vazgeçmediği Dönerci Şahin Usta, küçük dükkânında harikalar yaratmaya ve ününe ün katmaya devam ediyor. Türkiye’de pide arası döneri ve ilk yapanın kendisi olduğunu iddia eden Şahin Usta, 1969 yılında Kapalıçarşı’nın girişinde bu küçük dükkânı açıyor. Şahin Usta, 2010 yılında hayatını kaybetti ancak onun yarattığı lezzet aynı şekilde müdavimlerine ulaşmaya devam ediyor.
Sultanahmet Gece Hayatı

Sultanahmet Gece Hayatı


Sultanahmet’te esrik bir geçmişe doğru yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?

Sultanahmet eğlence hayatı ve geceleri genelde zengin restorantlarda, gece kulübü ve her bütçeye uygun kafelerde yaşanır. Eğlencenin hız kesmeden sabahın ilk ışıklarına kadar sürdüğü Sultanahmet’te gece hayatı diğer eğlence merkezlerinden biraz farklı yaşanır. Gündüz her adımda tarih ve kültürü adımladığınız sokaklarda gece daha huzurlu ve otantik bir gece yaşamanız mümkündür. İstanbul’un Avrupa yakasında bulunan Sultanahmet’te yer alan birçok tarihi mekan gece gözünüze daha farklı gelecek ve esrik bir geçmişe doğru yolculuğa çıkacaksınız. Genellikle Sultanahmet, Aksaray ve Cankurtaran semtlerinde yoğunlaşan bu mekanlardan özellikle Sultanahmet’te yer alan mekanlardan bazılarını sizin için derledik.

Fine Dine İstanbul

İstanbul'un turistik bölgesi Sultanahmet'te hizmet veren Fine Dine İstanbul, sakin bir yer olan Dr. Imran Oktem Caddesi’nde yer alır. Fine Dine İstanbul, sizleri Ayasofya, Sultanahmet Camii, ve Marmara Denizi'nin muhteşem manzarası eşliğinde leziz yemekleri ve yerli içecek servisi ile sakin bir gece vaat ediyor. Konuklarına kaliteli hizmet, lezzetli yemekler ve eşsiz bir manzara sunan Fine Dine İstanbul, şık ambiyansı ile yerli turistlerin olduğu kadar yabancı turistlerinde uğrak yerleri arasında yer alıyor.
Birbirinden lezzetli 10 çeşit serpme mezeleri, ara sıcakları, zengin salata çeşitlerinin yanı sıra uygun fiyatları ile öne çıkan Fine Dine İstanbul, ana yemekte; kuzu incik, piliç şiş, İskender kebabı ile hem göze hem de midenize hitap ediyor. Muhteşem manzarası ile gecenizi renklendireceğiniz, sevdiklerinizle hoş bir gece yaşayacağınız Sultanahmet’in bu nadide mekanı sizi bekliyor.

Sirkeci Restaurant

Zengin mutfağı ile öne çıkan Sirkeci Restaurant, bölgede en fazla bilinen mekanların başında geliyor. Nöbethane Caddesi üzerinde bulunan bu mekanda deniz ürünleri başta olmak üzere Akdeniz, Avrupa, Ortadoğu mutfaklarının en başarılı tatları ile içkinizi yudumlayabilirsiniz. Sadece gece hayatının vazgeçilmez mekanı olmakla kalmayan Sirkeci Restaurant’da aynı zamanda kahvaltı, öğle ve akşam yemeği hizmeti de verilir. Özel beslenme türleri içinde vejeteryan dostu menüsü ile de tercih edilen restoran, bu yönleriyle bölgede yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olmaya devam ediyor. Akşam saatlerinde sevdiklerinizle felekten bir gece çalabileceğiniz Sirkeci Restaurant’ta içkinizi yudumlarken fasıl müzik eşliğinde eğlencenin tadını çıkarabilirsiniz.

Armada Teras Restaurant

Armada Teras, İstanbul'da yaz gecelerinin ‘klasiği’ olarak Sultanahmet’te hizmet vermeye devam ediyor. Eşsiz konumu, deneyimli ve güler yüzlü personeli, misafirperverliği zengin Armada mutfağı ile sadece İstanbul severlere değil, yabancı turistlere de unutulmaz bir deneyim sunuyor. Bir taraftan Kadıköy, Adalar ve Marmara Denizi, diğer taraftan Ayasofya ve Sultanahmet Camii manzarası ile çevrili olan Armada Restaurant, ışıklandırılmış İstanbul silueti de büyüleyici bir atmosfer sunuyor. Serin havalarda ise aynı manzaranın keyfini sürmek mümkündür. Saydam çatılı, saydam duvarlı Armada, hafta sonu kahvaltılarıyla göz dolduruyor.