TatilCity.NETTatilCity.NET

Üsküp Gezi Rehberi

Üsküp Gezi Rehberi

Üsküp Gezi Rehberi


Makedonya'nın başkenti ve en büyük şehri konumunda olan Üsküp, sıcakkanlı insanları, tarihi güzellikleri ve yapılarıyla her yıl birçok turistin ziyaret ettiği yerlerin başında gelmektedir. Özellikle 2010 yılı itibarıyla uygulamaya konulan yapısal değişiklikler, şehre kayda değer güzellikler katmıştır. Söz konusu yapısal değişiklikler kapsamında Vardar Nehri üzerine yeni köprüler inşa edilmiştir ve Makedonya Meydanı heykellerle bambaşka bir görünüme bürünmüştür.
Bu sebeple Üsküp, heykeller şehri olarak da bilinmektedir. Makedonya’nın politik, kültürel, ekonomik ve akademik merkezi konumunda olan Üsküp, ortasından geçen Vardar Nehri ile ikiye bölünmektedir. Bu doğal güzellik şehre farklı bir çehre sunmaktadır. Kentin simgesi olan 13 kemerli Taşköprü ve köprünün bağlandığı yaklaşık 19 bin metrekarelik devasa Makedonya Meydanı, şehrin nabzının attığı yerdir. Makedonya’nın kuruluşunun 20. yılı anısına Floransa’da yapılan Atlı Savaşçı Heykeli de burada yer almaktadır.

Üsküp’de gezilecek yerler

Üsküp’e gitmek isteyenler için çeşitli bilgiler… “Üsküp’de Yapılacak Şeyler” bu şehir hakkında turistik bir el kitabı gibi hazırlandı. “Bu yazılanlar bana yetmez” diyenler için de çok daha fazla detay içeren Üsküp Gezi Rehberi hazırladık.

Üsküp Gezilecek Yerler

Üsküp Gezilecek Yerler


Üsküp’te gezilecek yerler…

Aziz Ohrid Kliment Katedrali

Aziz Ohrid Kliment Katedrali, Üsküp şehrindeki Meryem Ana Katedrali’nin yıkılmasının ardından  1972 yılında Mimar Slavko Brezovski tarafından inşa edilmiştir. Aziz Kliment’in 1150. doğum günü olan 12 Ağustos 1990 tarihinde kutsanan katedral, kubbe ve kemerden oluşan 36x36 metre boyutlarındadır. Son dönem Makedon mimarisinin en ilginç örneklerinden biri kabul edilen katedralin merkezi kubbesinin altında, 3.5 metre yüksekliğinde bir başpiskoposluk tahtı bulunmaktadır. Ön bölümde ise imparator ve imparatorun eşi için iki metre yüksekliğinde bir sandalye yer almaktadır. Aziz Ohrid Kliment Katedrali’nin merkez kubbesi, 650 metrekare alan üzerine kurulmuştur. Katedralin freskleri ise akademik ressam olan Jovan Petrov ve ekibi tarafından boyanmıştır.

Bedesten

Kumaş veya mücevher gibi değerli eşyaların satıldığı kapalı çarşı anlamına gelen bedesteni çeşitli örneklerine Türkiye’de; Adana, Bursa, İstanbul ya da Trabzon’da rastlamak mümkündür. Bu kapalı çarşı türünün bir örneği de 15. yüzyılda Üsküp’te yapılmıştır. Üsküp’ün kuzeyinde Türk Çarşısı’nın içinde bulunan Bedesten, Osmanlı Devleti’nden kalan tarihi yapılardan biri olarak öne çıkmaktadır. Üsküp Çarşısı’nın göbeğinde bulunan Bedesten, 15. Yüzyılda, dönemin Üsküp sancak beyi Gazi İshak Bey tarafından yaptırılmıştır.
Merkezi konumu ile Üsküp’ün en önemli ticaret merkezi haline gelen Bedesten, her yıl birçok turist tarafından ziyaret edilmektedir. Fakat tarihi kayıtlarda 1689 Hadisesi olarak geçen yangında, birçok tarihi yapının yanı sıra Bedesten de kayda değer zarar görmüştür. Uzun bir süre onarılmadan yıkık bir halde kaderine terk edilen Bedesten, 1900 yılında yeniden inşa edilmiştir. Bu tarihte yeniden inşa edildikten sonra hakkında bir kitabe yazılan Bedesten, iki yanı boyunca dükkanlar sıralanan, üstü açık bir orta koridoru olan iş hanı görünümündedir.

Mustafa Paşa Camii

Osmanlı padişahları Yavuz Sultan Selim’in ve II. Bayezid’in vezir-i azamı Mustafa Paşa tarafından yaptırılan Mustafa Paşa Cami, Üsküp’ün simgelerinden biridir. 1492 yılında yapımı tamamlanan caminin 47 metre uzunluğunda tek minaresi bulunmaktadır. Yapıldığı dönemden bugüne kadar herhangi bir restorasyon çalışması yapılmayan cami, tüm orijinalliği ve ihtişamıyla ibadete açıktır. Caminin yanında bulunan türbede ise, Mustafa Paşa’nın sandukası ve türbenin önünde kızı Ummi Hatun’un mezarı yer bulunmaktadır. Tıpkı Üsküp Kalesi gibi, Mustafa Paşa Camii de, 1963 yılında meydana gelen deprem sonucu büyük hasar almıştır. Bu sebeple beş yıl ibadete kapalı kalan Mustafa Paşa Cami, yapılan onarım çalışmalarının ardından 1968 yılında yeniden halkın ibadetine açılmıştır.

Aziz Dimitrija Solunski Katedrali

Üsküp’te 1886 yılından bu yana özenle korunan Aziz Dimitrija Solunski Katedrali, İkinci Dünya Savaşı sırasında Bulgarlar tarafından yıkılmıştır. Üsküp’te çeşitli nedenlerle zarar gören yapılardan farklı olarak bu kilisenin yıkılan bölümleri aslına uygun şekilde inşa edilmemiştir. Bu nedenle Aziz Dimirtija Solunski Katedrali, İkinci Dünya Savaşı’nın izlerini en net gözler önüne seren yerlerden biridir. Meryem Ana Katedrali’nin yakılmasının ardından asıl katedral burası kullanılmıştır. Bu nedenle Ortodoks cemaati için büyük önem taşıyan katedral; oldukça basit, sade ve küçüktür. Öte yandan kapalı haç modelinde inşa edilen Aziz Dimirtija Solunski Katedrali’nin, haç kollarının kesiştiği noktada ise bir kubbe vardır. Yapının kuzeybatı köşesinde çan kulesi bulunmaktadır. Ortodoks inancında güçlü bir yapı olan katedral, her yıl yerli ve yabancı olmak üzere çok sayıda turistin uğrak noktasıdır.

Bey Kulesi

Feodalizm Kulesi olarak kabul edilen Bey Kulesi, şehrin ana meydanında bulunmaktadır. Üsküp’teki en eski yapı olma özelliği taşıyan Bey Kulesi’nin tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. 17. Yüzyılda Osmanlı döneminde savunma amacıyla inşa edildiği tahmin edilen kulenin aynı zamanda gözetleme kulesi olarak kullanıldığı da varsayımlar içinde yer alıyor. Yüksekliği 14 metre, duvar kalınlığı 1.5 metre olan kulenin yapımında kare şeklinde büyük blok taş ve tuğlalar kullanılmıştır. Ayrıca tek giriş kapısı bulunan kalenin bu kapısından kulenin kuzey tarafı görülmektedir. Kule içinde kuzey ve doğu yönlerine bakan çeşitli boyutlarda balkon ve pencereleri de görebilirsiniz. Üç kattan oluşan Bey Kulesi’nin merdivenlerinden yalnızca birinci kat merdivenleri günümüze kadar varlığını korumuştur.

Makedonya Meydanı

Üsküp Meydanı olarak da adlandırılan Makedonya Meydanı, ülkenin en merkezidir. Şehrin ve ülkenin kalbi konumunda olan Makedonya Meydanı, Büyük 1963 depremi sonrasında planlanmıştır. Özellikle yaz aylarında geç saatlere kadar hareketliliğini ve canlılığını koruyan meydan, şehrin ulaşımı noktasında da merkez konumundadır. Çeşitli otobüs ve minibüs hatları ile meydana ulaşmak veya meydandan şehrin farklı noktalarına ulaşmak mümkündür. Üsküp Meydanı çevresinde birçok kafe, restoran ve alışveriş noktaları bulunmaktadır. Özellikle turistlerin uğrak noktalarından olan Makedonya Meydanı’nın da yeme, içme, alış veriş konularında birçok seçenek bulunmaktadır. 2007 yılında, 1963 depreminde zarar gören meydanın önemli yapılarından biri olan Ordu Evi ve Eski Tiyatro restore edilmiştir. Meydana, 2008 yılında büyük ve yüksek bir Makedonya bayrağı asılmıştır.

Makedonya Mücadele Müzesi

Üsküp 2014 Projesi kapsamında inşa edilen müzelerden biri olan Makedonya Mücadele Müzesi, 2 bin 500 metrekarelik bir alan üzerine kurulmuştur. Vardar Nehri’nin doğu kıyısında bulunan müze, Makedonya Meydanı’nın karşısındadır. Müzenin yapımı için yaklaşık 10 milyon Euro bütçe kullanılmıştır. Makedon ulusunun tarihte vermiş olduğu bağımsızlık mücadelesine dair çeşitli parça ve eserlerin sergilendiği müzedeki en önemli eserlerden biri Makedonya Cumhuriyeti Bağımsızlık Bildirgesi’dir. 16 farklı bölümden meydana gelen müzenin içinde 109 tarihi kişinin balmumu heykeli vardır. Makedonya Mücadele Müzesi’nde, Balkanlar’da Makedonya’nın kendi ulusal devletini kurma mücadelesini, tarihini, kültürel ve devrimci gelenekleri anlatılmaktadır. 2008 yılında yapımına başlanan Makedonya Mücadele Müzesi’nin resmi açılışı, Makedonya Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının 20. yıl dönümü kutlamalarının yapıldığı Makedonya Bağımsızlık Günü olan 8 Eylül 2011 tarihinde yapılmıştır..

Rahibe Teresa Evi

1979 yılında hayırsever faaliyetlerinden dolayı Nobel Barış Ödülü alan, Hristiyan dünyasının ünlü rahibelerinden Rahibe Teresa anısına yapılan ev, her yıl birçok turisti ağırlamaktadır.
26 Ağustos 1910 Üsküp doğumlu olan rahibe Terasa’nın asıl adı Gonca Boyacı’dır. 5 Eylül 1997’de Kalküta’da vefat eden Gonca Boyacı, Hayırsever Misyonerler Cemaati’nin kurucusudur. 18 yaşında rahibe olmaya karar veren Boyacı, Hindistan’daki misyonerlik faaliyetleri ile tanınan Loretto Hemşireleri’ne katılmıştır. 1979 yılında Nobel Barış Ödülü alan  Rahibe Teresa anısına bu ev yapılmıştır. Evin alt kısmı müze olarak kullanılmaktadır. Üst katı ise bir kilise olarak kullanılmaktadır. Açılışı 30 Ocak 2009’da gerçekleştirilen müze, Makedonya Meydanı’na çok yakın bir bölgededir.

Taşköprü

Üsküp şehrinin armasında da bulunan Taşköprü, şehrin en önemli simgelerindendir. Yapım yılı tam olarak bilinmeyen köprünün 1451-1469 yılları arasında, Fatih Sultan Mehmet himayesinde inşa edildiği tahmin edilmektedir. Bazı kaynaklar ise Taşköprü’nün mimarının Mimar Sinan olduğunu belirmektedir. Köprü, çeşitli kesimler tarafından Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Fatih Köprüsü, Vardar Köprüsü, Duşan Köprüsü ve en yaygın olarak da Taşköprü isimleriyle bilinmektedir. Köprü, katı taştan oluşan bloklardan ve 12 adet yarım yay kemere bağlanan sabit, katı sütunlardan meydana gelir. 214 metre uzunluğunda ve altı metre genişliğinde olan köprünün 1555 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaşanan bir deprem sonucu dört ayağı tahrip olmuştur. 1905 yılında onarılan köprüde, 1937 yılında ise genişletme çalışması yapılmıştır.  1944’te Taşköprü’ye Naziler tarafından patlayıcılar yerleştirilmesine rağmen, Üsküp’ün kurtuluşu ile patlayıcılar etkisiz hale getirilmiştir. Köprü bu olaydan hasar almadan kurtulmuştur. 1971 yılında Goce Delcev Köprüsü’nün inşa edilmesinin ardından Taşköprü, günümüzde sadece yayalar tarafından kullanılmaktadır.

Üsküp Kalesi

Üsküp şehrinin en yüksek tepesinde, Vardar Nehri’nin kuzeyinde bulunan Üsküp Kalesi, bugüne kadar bazı deprem ve savaşlardan zarar görmüştür. Ancak yapılan çeşitli restorasyon çalışmaları ile bugünkü konumuna ulaşmıştır. İlk olarak M.S. 5. Yüzyılda Roma İmparatorluğu döneminde inşa edildiği tahmin edilen Üsküp Kalesi’nin, 518 yılındaki bir depremle yıkılmasının ardından Bizans İmparatoru I. Justinian anısına kale yeniden inşa edilmiştir. Üsküp Kalesi, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde anlatılmaktadır. Şehrin önemli mimarilerinden biri kabul edilen Üsküp Kalesi, Üsküp şehrinin arma ve bayrağında da bulunmaktadır. Makedonya Kültür Bakanlığı Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü, Osmanlı dönemine ait eserlerin sergilenmesi için kaleye bir Osmanlı Müzesi de yaptırmıştır.

Üsküp’ün zengin mutfağından çeşitli lezzetleri sizin için araştırdık

Köklü geçmişinde yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan Üsküp şehri ve Makedonya ülkesi, yemek kültüründe de çeşitlilik gösterir. Ülkede üzümden narenciyeye, zeytinden pirince, sebze ve tahıl çeşitleri yetiştiriciliğinden hayvancılığa kadar birçok besin maddesi bulunmaktadır. Bu durum Üsküp mutfağının gelişmesine de katkı sunmuştur. Geleneksel yemekleri arasında; kuzu etli güveçler, kebaplar, patates ve lahana yemekleri, çorbalar, kıyma ile hazırlanan çeşitli dolma ve sarmalar ile tencere ve güveç yemekleri öne çıkmaktadır. 
Tüm yemeklerde mutlaka sarımsak, soğan ve biber kullanılır. Makedon ekmekleri ve “pogacha” denilen poğaçaları da hemen her yemeğin yanında tüketilir. Halihazırda Osmanlı etkisinin görüldüğü Üsküp yemeklerini tadarken fazla yabancılık çekmediğinizi anlayacaksınız. Üsküp’te bu muhteşem tatları deneyimleyebileceğiniz popüler restoranları ise; Restaurant Ekskluziv, Harmonija, Dva Elena, Meana Karpic, Tomce Sofka, Pivnica An şeklinde sıralayabiliriz.
Üsküp Gece Hayatı

Üsküp Gece Hayatı


Üsküp’te gece hayatı

Çok kültürlü kozmopolit yapısıyla öne çıkan Üsküp’te gece hayatı da oldukça renklidir. Bar ya da pub gibi sadece içki içebileceğiniz mekanların yanı sıra çok fazla gece kulübü de bulabileceğiniz Üsküp’te her tercihe uygun seçenek bulmanız mümkündür. Özellikle yeni kulüplerin çoğu Vardar Nehri kıyısında konumlanmış nezih mekanlardır. Şehrin en popüler mekanlarından biri olarak Havana Club öne çıkmaktadır. Her gece farklı tarzda bir grubun sahnede canlı müzik yaptığı mekanda giriş ücretlidir.
Kino Karposh ise sinema temalı dekorasyonu ve farklı ambiyansı ile dikkat çekmektedir. Yaratıcı parti fikirlerine de ev sahipliği yapan mekan genellikle gençlerin buluşma noktasıdır. Şehre ünlü DJ’leri getiren popüler mekanlardan biri olan Club Colosseum ise özellikle yaz aylarında tercih edilmektedir. Türk çarşısı bölgesinde yer alan ve oldukça sevilen bir mekan olan Menada ise özellikle caz sevenlerin buluşma noktasıdır. Aynı zamanda restoran hizmeti de veren mekanda sevdiklerinizle birlikte keyifli zaman geçirebilirsiniz.